Dijital Aktivizm

Konumuz Dijital Aktivizm olunca, aktivizm tanımını Wikipedia’dan almak istedim. 🙂

Aktivizim: Genel anlamda eylemcilik veya aktivizm, toplumsal değişme ya da politik değişiklik meydana getirmek için kasıtlı bir biçimde yapılan eylem olarak tanımlanabilir.” demiş sevgili Wikipedia.

İnsan ve hayvan hakları, politika, çevre, silahsızlanma, özgürlük vs. gibi bir çok farklı alanlarda aktivizm örnekleri mevcut. Dijital Aktivizm ise adından da anlaşılacağı üzere, aktivizmin yeni iletişim teknolojileri kullanılarak yapılan halidir.  Sosyal medya ve  e-posta kampanyası, sanal oturumlar ve “hacktivizm” (Web sitelerini bozan) Dijital Aktivizm’in çeşitlerinden bazıları.

Her şey dijitalleşir de aktivistler eksik kalır mı?

Kim derdi ki 1945 yıllarında, füzelerin koordinatlarını hesaplamak için yapılan elektronik bir cihaz, insanlığı bu denli dönüştürsün. Her alışkanlığımızı kendine göre şekillendiren dijital dünya, toplumsal hareketleri de dönüştürdü. Bazen siyasi bir erke sesimizi duyurmak için, bazen kendi örgütlenmemizi sağlamak için bize en yakın dijital mecraya koşar olduk.

Yeni iletişim teknolojileri bizlere, düşüncelerimizi korkmadan (!) paylaşacağımız olanaklar yarattı. Sosyal medya dediğimiz bu sanal ortamlar, kitleleri, insanları bir araya getirdi ve aralarındaki etkileşimi arttırdı. Özellikle görmezden gelinen muhalif kesimlerin seslerini duyurdukları alanlara dönüştü. Sosyal ağlar sayesinde katılımcı demokrasi güçlendi. Ülkemiz dahil dünyanın bir çok yerinde sistem dışında kalmış muhalif gruplar, sosyal ağlar aracılığı ile siber ortamlarda aktif küresel etkileşimler elde edebildiler.

Ana akım medyada yer bulamayan aktivistler, Facebook, Twitter, Youtube gibi sosyal paylaşım ağlar üzerinden milyonlarca kişiye ulaşmayı başarabiliyorlar. Hem de televizyonlara ihtiyaç duymadan.

‘Aktivizm ve Yeni Medya’ adlı çalışmada Morozov, aktivistlerin yeni medyadan yararlanma stratejilerini şu başlıklar altında toplamış.

• Ulaşabilirlik, doğru bilgi.

• Belirli bir soruna karşı kamuoyu ilgisini çekmek.

• Seçmenlere yardımcı olmak için verileri analiz etmek ve bırakmada bulma kolaylığı sağlamak.

• Politikacılar ve seçmenlerle doğrudan temas kurmak.

• Yeni üyelere ulaşmak.

• Eylemleri mobilize etmek ve lojistik destek sağlamaya yardım iç olmak.

• Kollektif eylemler için yaratıcı yöntemler bulmak ve yenilikler üretmek.

• Diğer sivil toplum örgütlerini ve aktivistler arasında bilgi değişimi ve bunların basılmasını sağlama.

En çok ses getiren dijital aktivizm örnekleri;

 

Filipinler Devlet Başkanının İndirilmesi:

17 Ocak 2001’de bir yolsuzluk soruşturması kapsamında, Filipinler devlet başkanı Joseph Estrada’nın destekçileri, başkanın otelinde var olan önemli kanıtların dikkate alınmaması yönünde oy kullanmışlardı. Karar açıklandıktan iki saat içinde binlerce Filipinli, Malina’nın en büyük kavşaklarından birinde (Delos Santos Avenue) toplandılar ve yolsuzluğa bulaşmış Başkan Estrada’nın görevden alınmasını talep ettiler. Birkaç gün içerisinde milyonlarca kişiye ulaştılar. 20 Ocak’da başkan görevler ayrılmak zorunda kaldı.

Ortadoğu’da Tüm Dengeleri Değiştiren Arap Baharı:

‘Bahar mı, kış mı?’ olduğu ayrı bir tartışma konusu olarak kenarda dursun ve biz nasıl başladığına bakalım. Ortadoğu’da bir çok ülkeye ilham kaynağı olan halk hareketi, meyve satıcısı Mohammed Bovazizi’nin Sidibouzid’de kendisini yakması ile başlamıştır. Bu olay dijital aktivizmin gücünü göstermek adına önemli örneklerden bir tanesi. Neden mi? Çünkü; aslında Bovazizi’den bir yıl evvel başka bir seyyar satıcı da bölgesel yönetimin, çalışmasını engellemesini protesto için kendini yakmıştı. Fakat çok az kişinin bundan haberi olmuştu.

İki eylem arasındaki en büyük fark sosyal medyanın gücüydü. Bovozizi kendini bir kamera önünde yakmıştı ve fotoğraflar Facebook’ta paylaşılmıştı. Böylece bu olay sadece Tunus’ta değil tüm dünya da yankı uyandırmıştı. Tunus devriminden ilham alan Mısır protestolarında. polis tarafından vurularak öldürülen Khaled Said haberi de bir anda tüm dünyaya yayılmıştı. Said’in yaraları sosyal medyada paylaşılmış ve Mısırlı aktivistlerin toplanmasına sebep oluşturmuştu. Her şeyin kısıtlandığı bir ortamda, sosyal medya kitlelerin iletişimi için bir alan sağlamış ve marjinal tarafların eyleme geçebilmesine sebep olmuştu. Said’in vurulmasından bir kaç hafta sonra “Hepimiz Khaled’iz” Facebook sayfası 130 bin takipçiye ulaşmış; 1 yıl sonrasında da üye sayısı 473 bini aşmıştı. Gösteriler devam ettiği sürece yüzlerce fotoğraf ve onlarca video olan sayfanın takipçi sayısı 730 bine ulaşmıştı.

Genç Siviller Hareketi:

Ülkemizin, sosyal medyada gerçekleştiren ilk eylemidir. Twitter üzerinden Cumhurbaşkanı Gül’e seslenen grup “Yassıada demokrasi adası olsun.” girişimini buradan yaymıştır. Etkinliği “Sokak eylemlerine katılamayanlar için sanal eylem” başlığı altında veren hareket, “Sosyal medyanın gücü adına” diyerek destekçilerine seslenmiştir. Sonuç olarak Yassıada bugün Demokrasi adası kabul edilmektedir.

Sevimli Şey Greenpeace 🙂 :

Benim için en yaratıcı aktivist gruplardan bir tanesi. Yakın zamanda bilindik bir markanın zararlı kimyasallar içerdiğini açıkladı. Sokaktaki adamla el ele veren Greenpeace üyeleri o markaya karşı savaş açtılar. Dijital aktivizm de etkili ve hızlı iletişime güzel örnek olabilecek bu eylem, Türkiye dahil dünyanın 18 ülkesinde ve 80 kentinde, 700 Greenpeace eylemcisi tarafından mağaza önlerinde toplanılarak yapılmıştı. Sonuçta o marka bir açıklama yaptı ve giysilerini o zararlı maddeden arındıracağı sözünü verdi.

Change.org:

Bir imza bazen çok şeyi değiştirebiliyor. 196 ülkede 20 milyondan fazla kullanıcısı bulunan Change.org dijital imzanın gücüne iyi bir örnektir.

Çoğumuz sosyal medyada bir şeylere tepkimizi gösteriyoruz. Hepimiz mi aktivistiz?

Dijital aktivizm, beraberinde hayatımıza yeni terimler de kazandırdı. Mesela, “Digital Slacktivism” (dijital tembellik) ve “Cliktivism” (tıklamacılık)… Bir çoğumuz bu grupta yer alıyoruz; neden mi? Çünkü, sosyal medya, sadece bir şeyler yazarak veya başkalarının yazdıklarını paylaşarak günlük aktivizm kotasını doldurup huzura eren kitlelerle dolu. Her ne kadar o kitleler sayesinde mesajın hızlı yayılması sağlansa da aktvizm sadece sanal alanda kaldığında işe yaramayabiliyor. Modaya uyup, like yapmak, konuya dair iki cümle yazmak, profil fotosu değiştirmek bazen sadece vicdanlarımızı rahatlatıyor. Vicdanlar rahatlayınca da tepkiler etkiye dönüşmeden uysallaşıyor, etkisizleşiyor. (Yeri gelmişken bu etkisizleşmeye de “dijital fanus etkisi” deniyor.)  Konuyla ilgili etkileşimde bulunan insanlar bazen neye itiraz ettiğini ya da neye destek verdiklerini bile anlamayabiliyorlar. Günümüzde aktivizm, dijital bir boyutu doğal olarak kapsıyor ama djital teknolojiler,  kitlelere hızlı ulaşmak için sadece bir araç. Yani aktivizm dijital alana hapsedilemez.

Bu arada en başta adı geçen “hacktivizm” konusunu bilerek sona bıraktım. O da ayrı bir yazı konusu (hatta belki bir sonraki yazı konusu) ama en azından tanımını yapmadan “Dijtal Aktivizm” konusun kapatmak istemem.

Hacktivizm; hacking ve activism kelimelerinden türemiş bir kelimedir. Hacktivistler kendilerine göre kötü veya yanlış olan toplumsal veya politik sorunları dile getirmek amacıyla belirli siteleri hack’leyerek mesajlarını yerleştirirler.

Bu dünyada var olan her bir canlının yaşam hakkının farkında olan ve bu hak için seslerini yükselten tüm aktivistlere teşekkür ediyor; emeklerinin karşılık bulmasını diliyorum. 🙂

 

SİZ DE YORUM YAPIN!

YORUMLAR (0)