Dijital Göçebe ‘lik Giderek Artıyor

Tem 04, 2017
Melike Serttaş
#SosyalMedyaKampüsü Editör

Selin Gizem Bozkurt
#SosyalMedyaKampüsü Editör

Y kuşağının ön sırada gelen hayallerinden Dijital Göçebe ‘lik kavramını ayrıntılarıyla yazımızda sizin için derledik.

Her şey 55 yıl kadar önce, ilk giyilebilir teknolojinin bir kumarbaz tarafından rulet oyununda tahmin amaçlı kullanılmasıyla başladı. “Dijitalleşme” bu olay sonrasında öngörülemez bir ivme kazandı ve akıllı şehirler, sensörlü bitkiler derken tüm pazarlama dünyası güneşe yönünü çeviren ayçiçekleri gibi buraya döndü ve kendimizi arada kalmış, şaşkın bir nesil olarak “Dijitalleşme Çağı”nın ortasında bulduk.

Bu değişimi hem çok etkileyen hem de bu değişimden en çok etkilenen olgu olarak ‘insan’ların algıları, kalite anlayışları, hizmet arayışları ve pazarlamaya bakışları da kaçınılmaz olarak değişti ve değişiyor. Doğum yılı 1981 ile 2000 arasında olan ve Y kuşağı denilen bir nesil bile kendi içinde ayrılıyor: Bu aralığın ilk yarısında doğanlar göreceli olarak daha geleneksel bakış açısına sahipken ikinci yarısı resmen değişimin temelini oluşturuyor. Eskiden bir değişime ayak uyduranlar/uyduramayanlar bir arada yaşayabilirken artık bu gittikçe zorlaşıyor. Değişime ayak uydurmak zorunda bırakıldığımız alanlar olduğu kadar bunu isteyerek yaptıklarımız da var. Ayrıca, eskiden bir bilginin yayılması çok zorken artık sosyal medya ağları sayesinde çoğunlukla gri ve mavi tonlarında olan yapay havalı ofislerimizde otururken havalı tableti ile uzakdoğu sahillerinde çizim yapan sanatçıların paylaşımlarını gözlerimizden birer damla yaş akarken takip edebiliyoruz.

Tüm bunlar dijitalleşmenin etkileri.

Ve artık “dijital” kelimesi çok yaygın bir sıfat olarak kullanılıyor: Dijital pazarlama, dijital tüketim, dijital kanallar derken son zamanlarda gündemimizde artık “dijital göçebe”ler de var (“digital nomad”).

Yukarıda bahsettiğim Y kuşağının ilk yarısında doğmuş olanların gıpta ile baktığı; ikinci yarısında doğmuş olanların ise ortak whatsapp grubu oluşturacak kadar çok tanıdığı bir kişi bu “dijital göçebe”.

dijital-göçebelik

Bu görsel bir çok şeyi anlatıyor, değil mi?

Eğer siz de benim gibi ekran karşısında günde ortalama 10 saatini geçiren ve gezmeyi çok seven biriyseniz belki şu an sandalyenizde biraz kıpırdanmış olabilirsiniz. Yok yok, ikinci kısmı çıkarıyorum; gezmeyi çok sevmeye bile gerek yok – günlük ortalama 10 saati bilgisayarı çantasında olduktan sonra her yerde geçirebilecekken kapalı kübiğinde olan bir çok kişinin içinde bir yerlere dokunacak bir fotoğraf bence. Dramatize ediyorum sanmayın; tamam Y kuşağının ilk yarısındayım ama ne yapayım?

İşte dijital göçebe ‘ler sırt çantalarına bilgisayarlarını koyduktan sonra dünyanın her yerine gidip oradan çalışabilen, bunla para kazanan, tek ihtiyacı motivasyon ve wi-fi olan insanlar. Artık onlar için çalışma alanları bile var; Amerika’da uzun süredir olan bu alanlar ülkemizde yeni yaygınlaşsa da bu tip bir çalışma hayatını seçenler için çok iyi bir fırsat oluyor. Güzel kahveler içip sosyalleşiyorlar, wi-fi sömürüyorlar ve biraz ofis gibi hissettirse de bu sosyalleşmeler ve wi-fi sömürmeler onlara su-ekmek-yol olarak geri dönüyor: Gittikleri yerde kendileri gibi olanlarla tanışıp neyi nereden ucuza alabilecekleri, en uygun nerede ev tutabilecekleri gibi bilgileri hızlı bir şekilde öğrenebiliyorlar. Böylece adaptasyonları da çok kolay oluyor. Öyle ki artık bu tür uygulamalar bile var. (buradan ulaşabilirsiniz.) Tabii böyle bir çalışma alanına ihtiyaç yok aslında; wi-fi olan her yer onların “kübiği”.

Her mesleğin olduğu gibi bu mesleğin de hem artıları hem eksileri var; bunlardan da kısaca bahsedeceğim fakat öncelikle dijital göçebe olmak için 10 adımda neler yapılabilir bunlardan bahsedelim:

  1. Elektronik ortamda çalışabilmek için gerekli şeyleri öğrenin. Bunları çalışarak öğrenebileceğiniz bir iş de bulabilirsiniz, internetten yardım alarak da öğrenebilirsiniz.
  2. Boş zamanlarınızda serbest bir işiniz olsun. Bu işten para kazanmanız ilk başta şart değil, para kaynağınız başka bir iş olabilir; fakat yapmaktan hoşlandığınız bir iş bulun ve bunu “freelance” yapmaya başlayın.
  3. Artık okumak için okula gitmenize gerek yok; üniversitelerin elektronik ortamlarda da eğitim verdiğini unutmayın ve bir konu seçerek bu konuyla ilgili ders alın.
  4. Küçük çaplı bir elektronik şirket satın alın. Tabii bu ilk başta güvensiz bir fikir gibi gelebilir, fakat unutmayın ki binlerce insan bunu yapıyor; sadece buna hizmet veren siteler var, bunlardan faydalanabilirsiniz. Örneğin Flippa.com. Bu da size ilk başta uzaktan para kazanıp kazanamayacağınızı gösterecektir.
  5. Dijital göçebe ağlarından faydalanın ve para biriktirin. Bu tür ağlardaki tüm sohbetler ve paylaşımlar size ne kadar para biriktirmeniz gerektiğiyle ilgili bilgi verecektir – ek olarak da para biriktirmeniz için iyi bir motivasyon kaynağı olacaktır.
  6. Yurtdışında çalışabileceğiniz bir iş bulmaya çalışın. Bu da göçebe hayatınıza başlamadan önce bir deney olacaktır ve güzel bir geçiş yapmanızı sağlar.
  7. Kendi işiniz varsa bu işi elektronik ortama taşımayı ve dijitalleştirmeyi deneyin. Olmuyor mu? Daha geniş düşünün. Kimse ineklere takılan sensörler sayesinde Amerika’da yıllık ortalama 2,5 milyar dolar parasal avantaj sağlanabileceğini de düşünmezdi; ama oldu :)
  8. Kendi işinizde çalışmıyorsanız patronunuzla konuşun ve uzaktan çalışarak da işleri yetiştirebileceğinize ikna edin. Eğer şanslıysanız siz de bir gün o öğlen yemeğinden sonra gittiğiniz sahildeki kahvecide bilgisayarına kulaklıklarını takmış çalışanlardan biri olabilirsiniz.
  9. Patronunuz buna izin vermediyse ve siz yine de bunu bir deneyimlemek istiyorsanız sadece bu şekilde çalışabileceğiniz işlerle ilgili websitelerine bakın, buna yönelik iş arayın. Örneğe buradan bakabilirsiniz.
  10. Ve sonunda, bu adımlardan bir veya bir kaçını deneyimledikten sonra kendinizi hazır hissettiğiniz noktada her yerden yönetebileceğiniz, kendi yeteneklerinizi kullanarak yapabileceğiniz bir iş kurun.
  11. Hadi benden 1 madde daha -> son adım olarak gidip kendinize tek yön uçak bileti alın!

Bu maddelerden çıkarılabilecek artı ve eksilere ek olarak Dijital Göçebe hayatının etkileri nasıl olabilir?

Bir kere bu hayatın sonsuza kadar devam edemeyeceğini ve bir noktada biteceğini fark etmek gerekli. Senelerce bu şekilde çalışan kişiler bile bir noktada bir yerde kalıyorlar ve oraya yerleşiyorlar. Nereye nasıl yerleşeceğinize karar vermek için bir çok seçeneğiniz olması güzel bir şey, evet; fakat bir yandan da bu hayatı seçenler genelde birikim yapmadan sadece o dönemi kurtardıkları için böyle bir karar aşamasında biraz zorlanabilirsiniz.

Tabii ki sosyal medya ortamlarında gördüğümüz o fonda şahane manzaralı pahalı bilgisayar fotoğrafı ve onu çeken kişinin eğer kızsa bütün gününü bikini ve kokteyli ile geçirme ihtimali gerçekten çekici geliyor – bu bir gerçek. Bir çok farklı kültür görüp tanıyarak ve çok özgür bir şekilde çalışma fikri her ne kadar güzel gelse de siz de benim gibi Y kuşağının ilk yarısındansanız buram buram hafif memurluk kokan “düzenli gelir = düzenli hayat” mottosundan kolay kolay çıkamazsınız. Bunun kuşak kavramından bağımsız, bir çok kişi için geçerli olduğunu düşünüyorum. Öte yandan da “onnö bön hom ofüs çoluşcom” diyen bir gençlik geliyor, farkında mısınız? Bazı bakış açılarına göre kişi eğer normalde de sosyal değilse, yani ofis ortamında da çok iletişim kurmuyorsa, bu tür bir hayat seçmek o kişiyi gittikçe asosyalleştirecek ve belki neredeyse depresifleştirecektir.

Bir yandan da ayın belli gününde düzenli yatan bir paraya bağımlılık olmasa bile artık yaptığınız tüm işlerin parasını peşin almak veya bir şekilde bu paranın peşinde koşmak zorunda kalacaksınız. Gittiğiniz yerlerde de ödemeniz gereken kalemler olacak, aç da kalamayacağınıza göre ya çok güvenilir bir kaç sabit müşteriniz olacak ya da bir şekilde bunun için daha çok uğraşacaksınız. Nereden bakıldığına göre değişir bir durum tabii bu, ama biraz zorlayıcı sayılabilir bir durum.

Böyle bir hayat şeklinin, girişimin insana çok şey katacağı çok belli. Bu nedenle eğer gerçekten içinizden geliyorsa belki de çok uzatmadan bu yönde bilgi ve deneyim biriktirmeye başlamakta fayda var. Hiç bir zaman hiç bir şey için geç kalmış sayılmayız, değil mi?

Sahi, siz dijital göçebe olmak ister miydiniz?

No comments

Bir Cevap Yazın