SOSYAL MEDYA VE PATOLOJİK AŞKLAR

Oca 31, 2015

Sosyal medyanın ilişkiler üstündeki kutuplaştırma ve birleştirme etkilerinin eşit oranda tartışma konusu olduğu günümüzde başlıca meselenin “ikili ilişkiler” etrafında döndüğü çarpıcı bir gerçek. Bu yazımızda sosyal medyanın nasıl ilişki kurduğundan ziyade bu ilişkilere ne yaptığından biraz bahsedeceğiz.

Sosyal medyanın öz saygı benliği düşük kimselere ve narsistik kişilik bozukluklarına hizmeti patolojik bulgularla desteklenmiş durumda. Hatta sosyal medya bu hizmetle kalmıyor, psikolojik anlamda sağlıklı bireyleri bile etkisi altına alarak bir “pasif içici” tehdidi oluşturuyor. Peki, hem bağımlı hem de pasif içici için ciddi tehlikeler barındıran sosyal medya ilişkilere ne yapıyor?

Göstermenin sorumluluğu ve gösteriş sorumluluğu…

Aydınlanma çağının muazzam hizmet aracı olan internet, bilgi ve algı kirliliği açısından her türlü kullanıcıya bir“ gösterme sorumluluğu” baskısı yaratması gerekirken “gösteriş sorumluluğu” bu baskıya baskın geliyor. Sonuçta sürekli kendinden bir şeyler göstermeye çalışan insanların paylaştığı ‘ölçülemez’ içeriklere maruz kalıyoruz. Sosyal medya hesapları da bu gösterişin en kapsamlı aracı olarak karşımıza çıkıyorlar.

Paylaşımları aracılığıyla kendini olduğundan farklı göstermeye çalışarak düşük öz saygı benliklerini beslemeye çalışan kişilerin ilişki kurma şekilleri de bu bağlamda gelişiyor. Haliyle en başından aldatıcı unsurlarla şekillenen ilişkilerin aldatmayla sonuçlanmasının günah keçisi de sosyal medya oluyor.

Sosyal medya aldatmaya neden olur mu?

ABD’li ünlü evlilik ve aile terapisti William Jack Hiebert sosyal medyanın aldatmaya neden olduğunu yanlış bir önerme olarak nitelendiriyor.  Hiebert bu konuda: “İnsanlarda ‘internet ihanetleri artırıyor’ şeklinde bir inanış var. Ancak bu doğru değil. Eğer bir ilişkide psikolojik bir çatlama yaşanıyorsa ve taraflar birbirlerinden çok memnun olmamaya başlardılarsa ilişkide bir aralık açılmış oluyor. O boşluğa da ya iş yerinden bir arkadaş ya yemekte tanıştığı bir kişi ya da internet giderebiliyor. Ancak internet ulaşılması daha kolay olduğu için o boşluğu giderici bir araç olarak daha çok kullanılıyor. İnternet sonrasında çiftlerin kendi aralarında halletmeleri gereken başka konuları gündeme getiriyor. Örneğin çiftler birbirlerine ‘sosyal medya ağı şifrelerini vermeli mi vermemeli mi’ şeklinde. Hatta artık bir ilişki başlamadan önce bile ilk konuşulan konu bu oluyor,” diyor.

Kısacası sosyal medya aldatmaya neden olmaz ancak aldatma arayışı içindeki kişi için iyi bir hizmet aracı olacaktır, demek mümkün. Kişinin sosyal medya araçlarını kullanmıyor olması aldatma isteğini ve nedenlerini ortadan kaldırmazken sadece aldatmayı geciktirme konusunda etken olabiliyor.

Sosyal Medya Çiftleri

Çiftlerde mutluluk ölçeği olarak sosyal medya…

İlişkilerinde uyumlu ve ihtiyaçlarına net bir biçimde karşılık alabilen çiftlerin ilişkileriyle alakalı daha az paylaşımda bulundukları gözlenebiliyor. Tatminkar sosyal ilişkileri olan kişiler ilişkilerini bir gösteriş aracı olarak kullanmaya ihtiyaç duymazken bu tercih ilişkisini gözler önünde yaşamayan çift sosyal medya kullanıcısı için olumlu bir örnek teşkil etmiyor. Facebook’ta ilişki durumunu güncellemeyen kişi ciddi bir ilişki içinde olmadığı ve aldatmaya meyilli olduğu imajını edindiriyor. Yetersiz ya da az paylaşımlar da benzer algılar yarattığı için çiftler üzerinde paylaşım yapma konusunda bir baskı oluşturuyor.

Aşk fobisi…

Sosyal medya araçları evli ya da ilişki içindeki çiftlerin partnerlerini kontrol etmek amacıyla internette daha fazla “niteliksiz” vakit geçirmelerine neden oluyor. Kişi Whatsapp uygulamasından partnerinin çevrimiçi olduğu son dakikayı kontrol ederek veya Twitter ‘retweet’lerini ve Facebook ‘like’larını takip ederek kendisine her türlü bir yargısız infaz kanalı oluşturabiliyor. Bu da gayet öngörüleceği üzere çiftler arasındaki güvensizliği perçinliyor ve kişinin hastalık boyutunda paranoyak tavırlar sergilemesine neden oluyor. Partnerlerin sosyal medya hesaplarının şifrelerini birbirlerine vermemeleri aynı şekilde güvensizlik ve aldatma algısı yaratıyor. Böylece sosyal medya sayesinde “aşk” bir fobiye dönüşmekten nasibini alıyor.

Peki, sosyal medya ilişkilere hiç mi iyi bir şey yapmıyor?

Sosyal medyanın gerçek ve samimi olanla olmayanı ayırt etmeyi zorlaştırma gücünün karşısında durabilmek için iyi bir sosyal medya okuyucusu olmak gerekiyor.  Bu hesapların ikili ilişkiler üzerinde olumlu etki yapması da ancak nitelikli sosyal medya kullanıcısı için mümkün. İnternet kullanıcılarının sosyal medya profillerini doğru analiz edebiliyor olması; ilişkilerinde seçimleri açısından doğru adımlar atmasını ve karşısındaki kişiyi daha kolay tanımasını sağlayacaktır. Fakat bu anlamda bilinçli sosyal medya kullanıcısı sayısı oldukça az. Kolay erişebilirliğin araştırma konusunda tembellik yaratıyor olmasının da bu konudaki rolü büyük.

Sosyal medya hesaplarını kullanma ve okuma konusunda bilinçlenen kullanıcının bu bilinci ne tür bir yapıcılıkta kullanacağı, bizleri ne tür paranoyalara sevk edeceği ve gerçeklik algısını ne tür kaygılarla besleyeceği de ayrı bir tartışma konusu. Zira bu konuda kazanılan her nitelik daha inandırıcı bir yalancı olmanın yolunu açacaktır.

1 Comment. Leave new

Hatice Aydınlıoğlu
01 Şubat 2015 06:56

çok iyi bir konu olmuş.internetin aslında ilişkilerin iç yüzünün ortaya çıkmasında büyük rolü var.yalnız şunu da unutmamak lazım ki internet insanlarda tahammülü azalttı.teknoloji ve internetin gelişmesiyle hızlanan iletişim ağı geniş bir iletişim ağı sunuyor.zamanla bu hızlılık içinde sabretme özelliğimizi kaybettik.bu durum en sağlam ilişkilerin bile yıpranmasına ve zarar görmesine neden oluyor.

Cevapla

Bir Cevap Yazın