Yeni Dünya, Sosyal Medyanın Psikolojisi

Nis 18, 2017
#SosyalMedyaKampüsü Editör

Çiğdem Güler Çankaya
#SosyalMedyaKampüsü Editör

Bu dünya, öteki dünya ve sanal dünya… Nam-ı Diğer Sosyal Medya…Sınırlar yok,mesafeler önemsiz. Statünüzden veya dış görünüşünüzden mi mutlu değilsiniz, hemen istediğiniz profile geçiş yapabiliyorsunuz. Dostluk, düşmanlık, aşk, seks, iş, güç, kardeşlik… Bazen cesur bir kahraman, bazen mlitan bir ruh, bazen en duyarlı, bazen en hayırsever ya da örgütleyici… Sınırsız özgürlükler dünyası Sosyal Medya’ya, akın akın göçümüz devam ediyor. Şimdilik nüfusumuz, 2.307 milyar.

Biz de, gerçek dünyaya kafa tutan bu sanal topluluğun, Sosyal Psikolojisine göz atmak istedik.

Digital’in 2016 raporlarına göre; 7.395 milyar olan dünya nüfusunun, 3.419 milyarı internete bağlanıyor. 2.307 milyar insan sosyal medyayı aktif kullanırken, bunun 1.968 milyarı mobil cihazlardan Sosyal Medya dünyasına geçiş yapıyor. Peki bu insanları Sosyal Medya dünyasına akın ettiren şey sadece özgürlük hissi mi?

Sosyal Psikolojinin temelinde sosyal etki denilen fenomen yatar. Sosyal etki, diğer insanların söylediklerinin, eylemlerinin ya da yalnızca varlıklarının, düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız üzerinde ki etkisidir. Bu fenomen Sosyal Medya dünyasında da geçerliliğini korumaktadır. Bedenen yanımızda olmayan insanların sanal varlıkları bizi etkilemeyi sürdürür. Bunun en iyi örneklerinden biri Arap ülkelerinde ki devrimler. Tunus, Mısır ve Libya da görülen halk ayaklanmalarının ortak noktası, göstericilerin Facebook ve Twitter üzerinden örgütlenip sokağa dökülmesiydi. Bu olay sosyal medyanın ilk devrimi olarak kabul edilmekte.

yenı-dunya-2İlk görüşte aşklardan, ilk sohbette aşklara… Sosyal medyanın online flörtleri, gerçek dünyanın “çıkıyoruz”larına rakip oldu. 2000 yılı sonrasında evlilik / arkadaşlık site ve uygulamaları en çok vakit geçirilen mecralar haline gelmeye başladı. Araştırmalara göre, sanal dünyada tanışarak evlenen kişi sayısı 1 milyonu geçmiş. Ülkemizde de evliliklerin %30’unun, sanal dünyadaki, o “ilk sohbette aşk”ların sonucu olduğu bilinmektedir.

ABD’deki Chicago Üniversitesi’nden bilim insanlarının 2005 ila 2012 yılları arasında evlenen 20 bin çift üzerinde yaptığı bir araştırma, internette tanışarak evlenen çiftlerin, evliliklerinin boşanma ile sonuçlanma olasılığının, geleneksel yollarla tanışan çiftlerden yüzde 25 daha az olduğunu göstermiştir (Bora, 2013) Uzmanlara göre bu başarının sırrı, tarafların yüksek motivasyonunun, birbirlerine daha fazla odaklanmalarını sağlıyor olması. Araştırmalara göre, internet bağımlılarının %60’ı sanal dünyada ki online flörtlerden büyük keyif alıyorlar.

Sosyal Medya insanları, tesadüfen ya da zorunlu olarak birarada olmazlar, ilgi alanlarına göre ve kendi seçtikleri insanlarla veya gruplarla sosyalleşirler. Bu durum da, kendilerini daha mutlu hissetmelerini sağlıyor.

Gerçek dünyada hissedilen toplum baskısından sıkılan insan, sanal dünyanın ifade özgürlüğüne sığınmıştır. Kimseden korkmadan, çekinmeden rahatça fikirlerini ifade etmenin iç huzurunu ve gururunu yaşamıştır. Üstelik bu dünyaya giriş çıkışlar çok kolay… gözler ve parmaklarınızla girer, canınız sıkıldığı gibi de bırakır gerçek dünyaya dönersiniz; kimse sizi engelleyemez. Takip ettikleriniz hariç :)

Sosyal Medya dünyasında, beden ve ses yerini harflere ve emojilere bırakmıştır. Özellikle sözlü iletişimde başarısız ve beraberinde de asosyal olan insanlar, tüm endişe ve korkularını gerçek dünyada bırakıp, kendilerini sanal dünyanın rahat ortamına bırakmışlardır. Eğlenme, kedini eğitme, dayanışma arama veya arkadaşlık beklentilerine karşılık bulmaya çalışmışlardır. Yapılan araştırmalar, sosyal medyadaki insanların %43’ünün, sanal dünyada ki eylemlerini, gerçek dünyada yapıyormuş gibi hissettiklerini ortaya koymuştur.

Sanal dünya yani Sosyal Medyada ki ünlülere fenomen deniyor. Sosyal Medya dünyasında ki insanların çoğu fenomen olmak ister. Peki biz neden beğenilmek ve bolca takip edilen olmak istiyoruz. Sadece özgürlüğün tadını çıkarıp, kaygılarımızdan uzak fikirlerimizi paylaşmak neden bize yetmiyor. Toplumun baskısından sıkılıp, kendimizi attığımız özgür dünyada, paylaşımlarımızın diğer insanlar tarafından beğenilmesi ile neden bu kadar ilgileniyoruz. Like sayımız mutluluğumuza neden bu kadar tesir ediyor. Psikologlara göre bunun temel nedeni çocukluk yıllarından gelen değersizlik ve yetersizlik duygusu veya aşırı değer yüklenmiş olma hali. Sözüm fenomenler meclisinden dışarı ama fenomen hırsı olan insanların içlerindeki boşluğu bu şekilde geçici olarak doldurdukları söyleniyor :)))

Ülke gündemini takip etmek hatta gündemin direkt ortasında olmak…her görüşten insanı görüp kimini alkışlayıp kimine kızmak. Sanal ile gerçeğin içiçe geçmiş hali olan Sosyal Medya, benim gibi “twitter varken televizyon da neymiş” diyen bir kitle yarattı. Sanat, siyaset, bilim dünyasından her insana ulaşabileceğin ve hatta onlara sesini duyurabileceğin bir dünya. Başbakana bile soru sorabiliyorum havası yaşatan nadide mecra.. Statülerin ortadan kalktığı bir dünyayı hiç vadeden olmamıştı.

yenı-dunyaSosyal Medya, algı yönetiminin ve subliminal mesajların, hedefine en hızlı ulaştığı yerdir. Bunun farkında olan ticaret ve siyaset insanları bu dünyanın nimetlerini sonuna kadar kullanmaktadırlar. Algı yönetimi olarak bakıldığında Sosyal Medya; bilginin abartıldığı ve çarpıtıldığı mecra olarak kabul edilir. Gerçek; bilinçten, düşünceden ve kurgulanmış olandan bağımsız olarak var olan şeye denir. Gerçeklik ise gerçeğin farklılaştırılmış, yürürlükte olan, halihazırda var olan halidir (Türk 2104) Sosyal Medya dünyasında, siz içeriğinizi ortaya koyarsınız, bu dünyanın insanları kendi elleri ve büyük bir hızla dağıtır, yayar.

Sanal dünyada yaratılan sanal gerçeklik, aslında insanlara bedenleriyle asla bulunmadıkları bir ortamda bulunmuş hissi yaratıyor. Yarattığı bu his de bağımlılık yapıyor. Gerçekle sanalın karma karışık olduğu bir dünyada, demek ki bir şekilde ruhumuzun aradığını buluyoruz ki o dünyadan vazgeçmek istemiyoruz.

Bir Çin bedduası şöyledir: Umarım ilginç bir çağda yaşarsın.. Ve evet… biz o ilginç çağların henüz başlangıcındayız ama bedduaya konu olduğuna göre belki de gelecek yüzyıl teknolojisi bizim sandığımız kadar sevimli olmayacak. Belki Matrix filminde olduğu gibi sadece sanal dünya elimizde kalmış olacak. Ne kadar mutluluk verirse versin, gerçek olmayan dünyalara, kendimizi kaptırmamamızı dileyerek, sizlere ulaşmama vesile olan bu sanal dünyaya teşekkür ediyorum.

1 Comment. Leave new

Güzel yazınız için tebrikler Güler hanım. Gerçekten önemli bir konuya temas ettiniz. Ben farklı bir noktadan düşüncemi paylaşmak istiyorum; İnsan fizyolojik, ontolojik ve psikolojik olarak genlerinde binlerce yıllık geleneklerini ve alışkanlıklarını taşır. Bu denli hızla gelişen teknoloji karşısında kimyamızın etkilenmemesi imkansız. Umarım yakın gelecekte “internet Yetmezliği” adında hastalıklar ortaya çıkmaz. Ama sol yanım ağrıyor doktor bey dmekten daha karizmatik olduğu kesin 😀 Hoşçakalınız…

Cevapla

Bir Cevap Yazın